Kayıtlar

Nisan, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BALON BEY !

Resim
  BALON BEY ! Bana salon beyefendisi diyorlar Hıh, ben olsam kendime öyle demem. Bana göre ben balondan bir beyefendiyim, Hani davet edip de katılmadığın şu balo’ndan. Beni arı soksa der ki: bu bal ondan. Annem görse yemin ederim çok kızar, Resmime bakıp der ki: “bu hâl ondan.” "obaaa, Ne alaka şimdi gözümün nuru?" Kravatım ödünç bir cümle gibi durur boynumda, Aynada denedim, olmadı bana. Gülümsedim; aynanın camı çatladı, Dedim: demek şıklık biraz da yalandan. Ben kalabalıkların uslu adamıyım güya, Sandalyeyi iter, sessizce otururum. Ama bir sen geçsen kapıdan, Bütün salonu ayağa kaldırırım! Kendimden utanmadan. Bu balon bu salona çok geliyor, bunu anladım. Şu ideolojik enstantane fikirler konuşulurken hiç fark etmeden kendimi yine sokağın ortasında buluyorum. Ulan ne enayilik; ayakkabımın teki içeride kalmış. Saat de tam on ikiye bir kaldı Pufff ... //Parmaksız Piyanist

Piyanist Psikozu

Resim
🍭  Piyanist Psi ko zu 🍭 Dediler ki: “Senin götünü yemişler.” Sanki meteoroloji bülteni: “Bugün parçalı bulutlu, yer yer göt kaybı bekleniyor.” Sordum: “Acı hissettiysem niye hatırlamıyorum?” Beyin: “Arşivledim, dolapta duruyor.” Kalp: “Dün üç yangın söndürdüm, sıra ona gelmedi.” Ruh: “Bende göt mü kaldı da soruyorsun?” İç seslerim dün gece toplanmış: Biri ‘yemişler’ diyor, biri ‘pişirmişler’, öbürü de utanmadan sos öneriyor. “Tamam,” dedim, “psikoz menüsü hazır.” Meğer mahalle değil, frontal lob yayıyormuş dedikoduyu. Amigdala kazanı karıştırıyor, Hipokampus dosya açmış: Göt Kaybı – Cilt 7, Ekler Diziniyle Birlikte. Sonra fark ettim: Belki götümü yememişler; belki ben yıllardır kaşarlı tost gibi benliğimi herkese yedirtmişim. Parça parça özgüven gitmiş, Huzur eksilmiş, sabır çalınmış… İç dünyam kasap defterine dönmüş, her sayfası ayrı bir kayıp fişi. Gerçek şu: Götünü yiyenlerden değil, sabrını yiyenlerden kork. Onlar çiğ çiğ yer, bir de üstüne “afiyet olsun” derler. Ve hâlâ gülü...

BEN PARMAKSIZ BİR PİYANİST

Resim
Bazıları kelimeleri yazar. Ben kelimeleri nota gibi çalarım. Eksik sandığın yerden başlar hikâye. Bir şeyini kaybetmeden kimse gerçekten anlatamaz. Benimkisi de öyle… Eksilerek çoğalan bir dil bu. Burada süslü cümleler yok. Okşayan değil, dokunan kelimeler var. Bazen canını yakar, bazen sustuğun yeri konuşturur. Ama hiçbir zaman yalan söylemez. Şiir yazmam ben, içimde birikenleri dışarı bırakırım. Ne varsa, olduğu gibi. Okuyacaksan bilerek oku: Burada herkes kendine denk bir cümle bulur. Ama herkes o cümlenin ağırlığını taşıyamaz. Ben Parmaksız Piyanist. Eksik olan parmaklarım değil, fazlalık olan suskunluğum. Ve burası… Söylenmeyenin bile duyulduğu bir yer.

ZİYAN

Resim
ZİYAN   Keşke küs olsaydık seninle, iki dargın yürek. Bir yolunu bulur, sonunda barışırdık. Ya da keşke düşman olabilseydik seninle; En azından savaşırdık, bir kazanan olurdu. Biz seninle ziyan olduk sevgilim. Ne küslüğün barışı vardı, Ne düşmanlığın galibi... Sessizlikten örülmüş bir mezarda Sustuk, sustuk, sustuk... Zaman bile unuttu adımlarımızı, Yarım kalan şarkılar gibi; Yarısı sende, yarası bende kaldı. Ve biz, iki yarım, Hiç, bir bütün olamadık. Sevgi değilmiş bizi tüketen... Tamamlanmayan yarım kalışımızmış. En büyük kayıp, varmış gibi yaşanan sevgiymiş. Meğer sevgiyle başlanıp hiçbir sonuca varmayan yolun adı ziyan olmakmış. Ziyan olduk... //Parmaksız Piyanist 

Mükemmel Bir Şiir

Resim
  " Bir Melodi'nin Hikayesi  "    Melodi, müzikten daha uysal, sözlerden daha duygusaldı. Onunla tanıştığımda dünya sessizdi. Zaman konuşmaya ve sırlarımızı paylaşmaya yetiyordu. O bana her şeyini anlatırdı; ben ona her şeyimi… aşkım hariç. Kelimelerle değil, davranışlarımla göstermeyi, hissettirmeyi seçiyordum. İşini bilmiyordum; aslında önemli de değildi. Hayatını değil, onu seviyordum. Yine de insan, sohbet arasında küçük bir ipucu verir değil mi? O vermezdi. Fazlasıyla ketumdu, sanki uluslararası ajan. Takılmadım, çünkü ben sadece ona takılı kalmıştım. Ve bir gece, kelimelerin arasından ilk kez deniz çıktı. Eksik kalan bir mavilikten söz eder gibi anlattı onu.  “On yaşlarındayken Antalya’ya gitmiştim,” dedi. “Denizin tuzunu unutmadım.” Yıllar geçti; gitmek istese de hep bir engel çıktı, planlar ertelendi. Deniz onun içinde hep bir ukdeydi. Bir gün sahilde yürürken resmimi yolladım; heyecanını saklayamadı. Gülerek yazdı:  “Gelirken bana bir bardak deniz ...