Kayıtlar

BEN PARMAKSIZ BİR PİYANİST

Resim
Bazıları kelimeleri yazar. Ben kelimeleri nota gibi çalarım. Eksik sandığın yerden başlar hikâye. Bir şeyini kaybetmeden kimse gerçekten anlatamaz. Benimkisi de öyle… Eksilerek çoğalan bir dil bu. Burada süslü cümleler yok. Okşayan değil, dokunan kelimeler var. Bazen canını yakar, bazen sustuğun yeri konuşturur. Ama hiçbir zaman yalan söylemez. Şiir yazmam ben, içimde birikenleri dışarı bırakırım. Ne varsa, olduğu gibi. Okuyacaksan bilerek oku: Burada herkes kendine denk bir cümle bulur. Ama herkes o cümlenin ağırlığını taşıyamaz. Ben Parmaksız Piyanist. Eksik olan parmaklarım değil, fazlalık olan suskunluğum. Ve burası… Söylenmeyenin bile duyulduğu bir yer.

GÜNTÜLÜ

Resim
  MAVİ BİR GÜNDÜZ RÜYASI Önce denizi yarattılar... Yetmedi. Göğü serdiler yeryüzünün üstüne. Yine yetmedi. Çünkü ikisinin de eksik bıraktığı bir mavi vardı. Sonra... Tanrılar, Ege'nin en derin suyundan bir avuç ışık aldılar. Zeus, şimşeğinin son parıltısını bıraktı içine. Poseidon, dalgalarının en mağrur rengini. Athena, bilgeliğinin sükûtunu. Apollon ise gün doğmadan hemen önce göğün bağrında asılı kalan o tek damla maviyi... Ve hepsini, bir çift göze emanet ettiler. İnsanlar ona "Güntülü" dedi. Ben ise... Mavinin yeryüzündeki bahanesi. Bir baktı... Deniz, kıyıya vurmayı unuttu. Martılar kanat çırpmayı. Rüzgâr, adını anmadan esmeyi kendine yakıştıramadı. Anlatırlar... Argonotlar, Altın Post'un peşine düşerken rotalarını yıldızlarla değil, henüz yaratılmamış o gözlerin vaadiyle çizmiş. Odysseus yıllarca dönememiş yurduna. Kimileri denizi suçlamış. Kimileri tanrıları... Ben inanmadım. İnsan, ömründe bir kez böyle bir maviye rastlayacağını hissederse, hangi liman, hangi...

Kim yazdı Bunu?

İçimde bir şeyler yaşıyorum, kimsenin haberi yok! bir volkan patlıyor aniden; köy halkı kaçış kaçış; volkandan haberim yok! Alevler içinde kül olmuşum, savrulmuşum; sıcaktan haberim yok! Acıtasyon yapmayı sevmem ama işin mutfağına girmeye görsün gönlüm: bütün malzemeleri içine katar, Pişirirken parmaklarımı yakarım; acıdan haberim yok! Şimdi "niye yazdın bunu?" diye soruyorum kendime... kendimden haberim yok! Tepemin tası atarsa, bedenimi terk ederim. Ne etimden haberim var, ne kemiğimden. Senden gayrı; tenimden haberim yok! Ha sahi, Yukarıda bir şeyler yazıyor Kim yazdı bunları? Haberim yok... Parmaksız Piyanist

BirCe

Resim
~BirCe~ Sonra, Bir cefa ettim, Birce fark etti; gönlümün muştularını; yüzüm ele verdi. Saklamak istedim halbuki, dilimden önce sustum... gözlerim benden habersiz adını söyledi, dil sustu; gözlerim belli etti. Bir pencere açıldı içimde ansızın, rüzgârı senden önce geldi; perdelerim belli etti. Ne kadar inkâr etsem, o kadar çoğaldın. seni unutmak isterken; yollarım belli etti. Birce güldü... dünya değiştirdi yönünü. ben aynı adamdım da; kalbim belli etti. Kaçmak için sustum, sesim sana vardı, seni gizlerken sana benzedi derdim; derdim belli etti. Birce bir şey demedi, gecenin üstünü örttü, ben bütün yıldızları suçladım; bu kez Ay belli etti. Bir şarkı geçiyordu uzaklardan, kulak vermedim ama  ezberimdeki nakarat belli etti. Takvimi duvardan indirdim, günleri saymayayım diye, mevsimler inadına; gelip gidişini belli etti. Birce yine sustu, ben sustuğunu anlamadım, göz göze geldik; gözlerimin kıyısındaki hüzün belli etti. Sonra aynalara küstüm, yüzüme bakmasınlar diye, hangi tarafa döns...

🫣🤭Çok çok ayıp🤭🫣

Resim
 🫣🤭Çok çok ayıp🤭🫣 Hayaller kurarım çok ayıp; İlk durak dudakların, Sonra biraz boynunda oyalanıp, Gelsem göğ/üslerine dayanamayıp... Işık hızıyla inip, Hiç düşünmeden kapılsam oranın seline... Çıldırtsam seni hiç durmadan, yal; ayıp! Nefesin hızlı, kalbin çarpar, aklın kayıp Bitkin düşüp bayılsak, üst üste kaşık yapıp Çok ayıp, çok çok ayıp... Önümde egilsen Domalıp soksan bütün malı gözüme gözüme; Sonra kavrayıp belinden, Gidip gelsem, saçını dolayıp elime... Ah bir bilsen; hergece, senin için nasıl döndüğümü deliye. Çok ayıp, çok çok ayıp... ˏˋ°•*⁀➷ Parmaksız Piyanist ꒰ঌ ·˚ ♡

Biliyor musun? Bilmiyorum...

Resim
Biliyor musun? Bilmiyorum... İnsan bazen bir cümleye böyle başlıyor işte. Soruyu soran da kendisi, cevabı veren de. Bir yanıyla anlatmak istiyor, diğer yanıyla ne anlatacağını bilmiyor. Belki de büyümek dediğimiz şey, cevapları çoğaltmak değil; bazı soruların cevapsız kalacağını kabullenmek. Eskiden her şeyden emindim. Doğrunun ne olduğunu, kimin haklı olduğunu, neyin sonsuza kadar süreceğini bildiğimi sanıyordum. Sonra zaman geçti. İnsanlar değişti, şehirler değişti, ben değiştim. Kesin sandığım şeylerin çoğu dağıldı. Geriye büyük cümleler değil, küçük tereddütler kaldı. Ne tuhaf değil mi? İnsanlar bilmediklerini söylemekten çekinir. Sanki her konuda bir fikri olmak, her soruya bir cevabı bulunmak zorundaymış gibi yaşarlar. Oysa zaman gelip elime bir ayna tutuşturdu ve yüzüme karşı güldü. Mesela bazı insanların kalacağını biliyordum. Gitmişler. Bazı yaraların geçeceğini biliyordum. İz bırakmışlar. Bazı sözlerin unutulacağını biliyordum. En çok onlar aklımda kalmış. Demek ki bilmek ded...

MAKBER

Resim
MAKBER Ey yüzümde dua olup içimde harlanan mahşer! Bir ömürdür ki sustum, duyan olmadı feryâdımı, Şimdi sadâ-yı sükûtum içimde makber. Hükm-i insâf ile bakmadan evvel, biraz düşün, hak ver; Bir yanım hâlâ sükût üzere, bir yanım seferber, Geceler çöker sineme, gönlüm olur derbeder. Kime varsam yüzü gayrı, sözü gayrı her nefer, Sanırdım, içimde seher; meğer sen tut, içimi yak ver! Bir sözün vardı, ki gecelerden ağır! Karanlığı topladım, gecelerden sağıp; Mısralarca, hecelerce döndü içimde ağıt, Kül eyleyip eritemedi içindeki dağı. Parmaksız Piyanist

KWEKUATSHEU VE AY HİKAYESİ

Resim
 KWEKUATSHEU Derler ki bir zamanlar göğün karanlık nehirlerinde dolaşan Kwekuatsheu adında bir ruh varmış. Geceyi omzuna alır, yıldızların arasından geçer, en çok da Ay’ın yanında dururmuş. Çünkü bazı ruhlar karanlığa rağmen değil, karanlığın içinde severmiş. Ay kırmızı gülleri severmiş. Bunu bilen kıskanç bir ruh, Kwekuatsheu’ya yaklaşmış ve “Eğer onu gerçekten seviyorsan dünyaya in, kırmızı güller orada” demiş. Ama bazı yolculukların dönüşü yokmuş. Dünyaya inen bir ruhun bir daha geri dönemediği söylenirmiş. Ve aşk, bazen bunu en son anda fark ettirecek kadar sessizmiş. Kwekuatsheu yeryüzüne inmiş. Ormanların derinliğinde ellerini kana batıra batıra Ay için kırmızı güller toplamış. Fakat göğe dönmek istediğinde yıldızlar susmuş, gökyüzü kapanmış. Bazı aşklar, uğruna düşülen yerden geri dönülmeyen türdenmiş. O günden sonra bedeni değişmiş; parmaklarının yerini pençeler, çığlıklarının yerini ulumalar almış. Artık gecede yaşayan yalnız bir kurda dönüşmüş. Ama hisler değişmemiş. Bu y...

KUEKUATSHEU

Resim
  KUEKUATSHEU Kırmızı giymiş ay bu gece, Boynunda yıldızdan bir kolye. Siyaha dokunan ince bir gece. Gözlerin gibi yanan bir perde düşüyor şehre! Geceye astığım münzevi gizli bir hece, Kalbim seninle titriyor, çatlıyor ince ince. Yıldızlar usulca geceyi seyreder, Rüzgâr dokundukça tenini över, İçimde bin cümle, tek bir "gel" yeter. Gölgeni uzat bana doğru! Cennet-i alâ, dilde koruduğum. Gölgeyi deler bu yorgun soluğum, Ve sen, o soluğun buğusu... Yıldızlarla mektup yazıyorum gizlice, Düşüne düşer de okursun gönlünce. Bir gece bin, gel hece hece. Öreyim saçlarını İnce İnce. Kırmızı giymiş ay bu gece. Bir yıldız gibi ömrüme kay bu gece, Kaybolalım bu efsanenin içinde; Beni de Kuekuatsheu say bu gece. Parmaksız Piyanist

ACI KAYBIMIZ !

Resim
  ACI KAYBIMIZ ! Bir gece acıyı gömdük sevgilim,  Üstelik mezar taşı bile koymadık.  Çünkü bazı şeyler  Hatırlanmaya değecek kadar masum değildi.  Başımız sağ olsun…  Acıyı kaybettik.  Yıllarca içimizde yaşayan o karanlık,  Artık adresimizi bilmiyor.  Gece hâlâ gece belki ama  İçimize çökemiyor.  Ne büyük devrim ama:  İnsan birini severken  Kendi cehenneminden çıkabiliyormuş.  Ve günün birinde  “En büyük kaybınız neydi?” diye  sorarlarsa bize,  Hiç düşünmeden şöyle diyeceğiz:  “Acıyı kaybettik… Ondan sonra hayat   Bizi ilk kez kazandı.”                                          //Parmaksız Piyanist 

Sana Çok Şiirliyim

Resim
  @-:   Sana Çok Şiirliyim  :-@ Hayır canım, ne alakası var sana neden sinirleneyim. İçimde öfke yok, ben sana sinirli değil, şiirliyim. Cümlelerim sert değil, sadece biraz rüzgâr görmüş. İçimde bağıran bir şey yok, susmayı öğrenmiş kelimeler var. Hani bir çayı karıştırmazsın da kendi kendine soğur ya, öyleyim bu ara. Ben sana kızmadım hiç, sadece bazı harfler yerini bulamadı. Bazı virgüller erken kondu hayata. Öfke dediğin yüksek ses ister, bende ses yok, yalnızca ritim. Kalp atışı gibi; fark edilmez ama sürer. Merak etme, bu bir sitem değil. Bu, içimde dolanıp en sonunda kâğıda oturan uslu bir hâl. Ben sana sinirli değilim, şiirliyim. O yüzden bazen susuyorum. Su verir misin? — Parmaksız Piyanist