Kayıtlar

Parmaksız Piyanist etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MAKBER

Resim
MAKBER Ey yüzümde dua olup içimde harlanan mahşer! Bir ömürdür ki sustum, duyan olmadı feryâdımı, Şimdi sadâ-yı sükûtum içimde makber. Hükm-i insâf ile bakmadan evvel, biraz düşün, hak ver; Bir yanım hâlâ sükût üzere, bir yanım seferber, Geceler çöker sineme, gönlüm olur derbeder. Kime varsam yüzü gayrı, sözü gayrı her nefer, Sanırdım, içimde seher; meğer sen tut, içimi yak ver! Bir sözün vardı, ki gecelerden ağır! Karanlığı topladım, gecelerden sağıp; Mısralarca, hecelerce döndü içimde ağıt, Kül eyleyip eritemedi içindeki dağı. Parmaksız Piyanist

KWEKUATSHEU VE AY HİKAYESİ

Resim
 KWEKUATSHEU Derler ki bir zamanlar göğün karanlık nehirlerinde dolaşan Kwekuatsheu adında bir ruh varmış. Geceyi omzuna alır, yıldızların arasından geçer, en çok da Ay’ın yanında dururmuş. Çünkü bazı ruhlar karanlığa rağmen değil, karanlığın içinde severmiş. Ay kırmızı gülleri severmiş. Bunu bilen kıskanç bir ruh, Kwekuatsheu’ya yaklaşmış ve “Eğer onu gerçekten seviyorsan dünyaya in, kırmızı güller orada” demiş. Ama bazı yolculukların dönüşü yokmuş. Dünyaya inen bir ruhun bir daha geri dönemediği söylenirmiş. Ve aşk, bazen bunu en son anda fark ettirecek kadar sessizmiş. Kwekuatsheu yeryüzüne inmiş. Ormanların derinliğinde ellerini kana batıra batıra Ay için kırmızı güller toplamış. Fakat göğe dönmek istediğinde yıldızlar susmuş, gökyüzü kapanmış. Bazı aşklar, uğruna düşülen yerden geri dönülmeyen türdenmiş. O günden sonra bedeni değişmiş; parmaklarının yerini pençeler, çığlıklarının yerini ulumalar almış. Artık gecede yaşayan yalnız bir kurda dönüşmüş. Ama hisler değişmemiş. Bu y...

KUEKUATSHEU

Resim
  KUEKUATSHEU Kırmızı giymiş ay bu gece, Boynunda yıldızdan bir kolye. Siyaha dokunan ince bir gece. Gözlerin gibi yanan bir perde düşüyor şehre! Geceye astığım münzevi gizli bir hece, Kalbim seninle titriyor, çatlıyor ince ince. Yıldızlar usulca geceyi seyreder, Rüzgâr dokundukça tenini över, İçimde bin cümle, tek bir "gel" yeter. Gölgeni uzat bana doğru! Cennet-i alâ, dilde koruduğum. Gölgeyi deler bu yorgun soluğum, Ve sen, o soluğun buğusu... Yıldızlarla mektup yazıyorum gizlice, Düşüne düşer de okursun gönlünce. Bir gece bin, gel hece hece. Öreyim saçlarını İnce İnce. Kırmızı giymiş ay bu gece. Bir yıldız gibi ömrüme kay bu gece, Kaybolalım bu efsanenin içinde; Beni de Kuekuatsheu say bu gece. Parmaksız Piyanist

ACI KAYBIMIZ !

Resim
  ACI KAYBIMIZ ! Bir gece acıyı gömdük sevgilim,  Üstelik mezar taşı bile koymadık.  Çünkü bazı şeyler  Hatırlanmaya değecek kadar masum değildi.  Başımız sağ olsun…  Acıyı kaybettik.  Yıllarca içimizde yaşayan o karanlık,  Artık adresimizi bilmiyor.  Gece hâlâ gece belki ama  İçimize çökemiyor.  Ne büyük devrim ama:  İnsan birini severken  Kendi cehenneminden çıkabiliyormuş.  Ve günün birinde  “En büyük kaybınız neydi?” diye  sorarlarsa bize,  Hiç düşünmeden şöyle diyeceğiz:  “Acıyı kaybettik… Ondan sonra hayat   Bizi ilk kez kazandı.”                                          //Parmaksız Piyanist 

Ömür Tökezi

Resim
ÖMÜR TÖKEZİM Ey benim ömür tökezim, Kalbime takıldın, gözüme düştün. Başkasını göremezdi hani gözlerin… Gözün mü sürçtü? Gözümden düştün. İlk baharıma sonlar üşüştü… Ne fark eder sevene yaz mı kış mı? Sevilen, sevenin içinde sıkıştı. Her mevsim aynı huş… aynı hurçta saklı bir düş. Bir adın vardı, bende saklı saklambaç Ummazdım, gülüşünü bağrıma sapla kaç Sen kalk örülmüş duvarları bir ay da aş. Bende tökezleyip düşen, bir ay yaş ! Şimdi gel de nasıl okursan oku bunu ; Ben üç kez kaçıp dört kez sokulduğunum. Narin bir gül gibi sol'du umut ! Narin bir gül gibi soldu umut. Parmaksız Piyanist

BEN PARMAKSIZ BİR PİYANİST

Resim
Bazıları kelimeleri yazar. Ben kelimeleri nota gibi çalarım. Eksik sandığın yerden başlar hikâye. Bir şeyini kaybetmeden kimse gerçekten anlatamaz. Benimkisi de öyle… Eksilerek çoğalan bir dil bu. Burada süslü cümleler yok. Okşayan değil, dokunan kelimeler var. Bazen canını yakar, bazen sustuğun yeri konuşturur. Ama hiçbir zaman yalan söylemez. Şiir yazmam ben, içimde birikenleri dışarı bırakırım. Ne varsa, olduğu gibi. Okuyacaksan bilerek oku: Burada herkes kendine denk bir cümle bulur. Ama herkes o cümlenin ağırlığını taşıyamaz. Ben Parmaksız Piyanist. Eksik olan parmaklarım değil, fazlalık olan suskunluğum. Ve burası… Söylenmeyenin bile duyulduğu bir yer.